ÇOCUK GÖZÜ

DAĞLARCA ÇOCUKLARDA

Fazıl Hüsnü Dağlarca’mızı yitirdik. O, “İşte/Benim ulusum/Çocuklar” diye seslenebilen bir ulu ozandı.
Çocuklar için şiir yazmak, çocuksuluğa düşmeden, çocuk gerçekliğine saygı duyarak yazabilmek her ozanın harcı değildir. Öyle olsa idi, şiir tarihimizin yüce ozanlarının çocuklar için ürettikleri şiirler daha çok olurdu.
Ataol Behramoğlu, Dağlarca için “matematiksel zekâ ile çocuk duyarlılığını kendinde birleştiren bir ozandı. Bu iki özellik bir arada dünyada çok ender ozanda bulunur” der.
Doğan Hızlan, “Tek Başına Bir Okul” nitelemesini yapar.
Değerli ozanımız Gülten Akın, Dağlarca’yı “denge uzmanı” olarak görür.
Pof. İnci Enginün, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı kitabında, “Türkçem benim ses bayrağım” diyen şairin bu bayrağı çok geniş bir şiir dünyasında dolaştırdığını vurgular.
Ozan, bu geniş şiir dünyasında, çocuksu duyarlığını hiç yitirmez. 1940 yılında yazdığı Ağır Hasta şiirinin son 4 mısrası hasta çocuğun değnekten atının susamış olabileceğini düşünmesi, o tarihte 26 yaşında olan yazarın içindeki çocuğun sesini koruduğunu ne güzel gösterir.

Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
Büyüyor göllerde kamış,
Fakat değnekten atım nerde
Kardeşim su versin ona, susamış.

Çocuk sesini hep koruyan anıt ozanın şiirleri hem arı bir Türkçe ile çocuğun dilinin güzelliklerini sezmesini sağlamış hem de imgelem dünyasını kanatlandırmıştır.
Sinemayı göz masalına, su damlasını yeryüzünün ilk gezginine, Pasifik okyanusunu dedeye,  geceyi koskoca kara karpuza, ıslığı soluğun ışığına benzetirken-çocuğun imge dünyasını Türkçe evreninde kanatlandırır.

Dağlarca’nın şiirleri ile büyüyen çocuklar arı bir dilin bal tadına küçük yaşta varmakla kalmazlar. Dağlarca’nın çağlamasıyla çocukların duygu dünyaları da seviye yönelir. Kardeşim şiirini anımsayalım:

Birbirimize /Kardeşim derken/Neden/ Su içiyor gibiyiz?
Birbirimize/Kardeşim derken/Neden/Türkü söylüyor gibiyiz?
Birbirimize/Kardeşim derken/Neden/Doyuyor gibiyiz?

“Ben okurken/Sanki hepsi ya şeker ya bal/Tadına bakıyorum sözcüklerin” derken ozan okuma sevgisini olumlar. “Okul babaya benziyor/İçeri girmek anneye/Duvarlar babaya benziyor/Sıralar/Anneye” diye seslenen ozan, okula ilk başlayan çocuğun tedirginliğine ne sıcak bir söyleyişle çare olur. Şiirini Atatürk sevgisi taçlandırdığında ozan bir başka tozar.
Hangimiz Mustafa Kemal’in Kağnısı şiirini okuduğumuzda, gırtlağımızda beliren o düğümü unutabiliriz?

Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.

Dağlarca, İlkokul 2’deki kitabındaki şiirleriyle 8 yaş çocuğu için ürkütmeyen, dost bir Mustafa Kemal imgesi yaratmıştır. İçimizdeki Mustafa Kemal şiiriyle örnekleyeyim:

Ne yukardan bakar/Ne kocaman /Ne abarmış/Ne büyük
Yurdun/Geleceğidir O/Kendi-/Kendine büyük

Sözcük oyunları ile Türkçemizin olanaklarını Dağlarca kadar çocuğun anlam evrenine uygun şiirleştirebilmiş ozan gerçekten çok azdır. 9 yaş için yazdığı Öğretmenle Oynamak şiiri bu sözcük oyununu örnekler:

Anlatırken suları/Dereden sonra/ Çay gelir/Dedi öğretmen/Gülümsedim kendi kendime/Biz de evlerimizde uyanır uyanmaz/Dere gibi akarız demek/Uyandıktan sonra/Ya da biraz daha sonra/Çay gelir/İçeriz

 

Güneşi Doğduran kitabında bir çocuğun geri kalmış saatleri düzeltme çabası anlatır. Dolar Biriktiren Çocuk kitabı Türk lirasının değerini koruyamamasından duyduğu üzüntünün yansımasıdır.

Cincik ve Cin ile Cincik kitapları, ozanın “gülmek, gülümsetmek, çocukların afacanlığına göz gezdirmek” için yazdığı şiirlerden oluşur. İşte bir örnek, Gözlerin Nedeni şiiri:

Cin günaydın/Günaydın Cincik/Görüyoruz/Hep önümüzü/Oysa gerekiyor arada bir/Niye arkada gözümüz yok?/Gözümüz arkada kalmasın diye.

Balina ile Mandalina, bitki dünyasını temsil eden mandalina ile hayvanlar dünyasını temsil eden balinanın alışılmamış dostluğunu anlatır. Bu dostluk çıkarcı insan eli değmezse sonsuza kadar sürecektir; duyumsatır. Bu kitaptan tadını damakta bırakan bir küçük şiir:

Çocuklar uyur uyumaz/Çıkarır başını denizden balıklar/Güneşli geceye/Sever ağacın biri/Balığın birini
Çocuklar uyur uyumaz/Sallanır uzaklarda ağaçlar/Güneşli gecede/Sever balığın biri/ağacın birini

Yaratıcılığının doruğu Yeryüzü Çocukları beşlemesidir. Başparmak, Gösterme Parmağı, Ortaparmak, Yüzük parmağı, Serçe parmak kitaplarıyla, ozan, ulusunun çocuklarından başlar; tüm ulusların çocuklarını kucaklar.
Kamboçya çocuklarını yeşil kamışa benzetir.

“İki kamıştılar/Boyları yeşilde/Uzun yaprakları daha yeşilde/Sallanırlarken/Birbirlerini severlerdi ne güzel” diye anlatır ve Türkçenin o güzelim ifade olanaklarını hep sevginin öz suyu ile besleyip sunar bize.
Osetya’daki çocuğu ve kedisini, Romanya’da Tuna’ya benzeyen ve erkenden okula akan çocuğu, Senegal ırmağında köpüklerin maviliğine dalıp akıyormuş gibi gülümseyen çocuğu, bütün çocukları, bağrına basar; bağrımıza bastırır.

Dağlarca, artık yok. Dünya eşsiz bir ozanını yitirdi. Ona sevgimizi sunmanın tek yolu var, şiirlerini okumak. Siz bu yazıyı 27.İstanbul Kitap Fuarı’nın açılış günü okuyacaksınız. Çocuğunuzla Dağlarca şiirleri okumak, çocuklarda Dağlarca’yı yaşatmak, Dağlarca’yı çocuklarca sevmek demek. Ses bayrağımızı 94 yıldır dalgalandıran anıt ozanımızın Ayrılış şiirinin ilk ve son dörtlükleriyle veda edeyim bu ay.

Ey Yeryüzü Çocuklarım işte bitti gezi
İşte bitti günlerdir gecelerdir süren yaşama
İşte ayrılıyorum sizlerden
……

Ey Yeryüzü Çocukları n’olur
Duyun beni,
Nerelerde olursanız olunuz sevin beni.

Ayfer Gürdal Ünal
ahru@tnn.net