DAĞLARCA ÇOCUKLARDA Fazıl Hüsnü Dağlarca’mızı yitirdik. O, “İşte/Benim ulusum/Çocuklar” diye seslenebilen bir ulu ozandı. Anneciğim, büyüyorum ben şimdi, Çocuk sesini hep koruyan anıt ozanın şiirleri hem arı bir Türkçe ile çocuğun dilinin güzelliklerini sezmesini sağlamış hem de imgelem dünyasını kanatlandırmıştır. Dağlarca’nın şiirleri ile büyüyen çocuklar arı bir dilin bal tadına küçük yaşta varmakla kalmazlar. Dağlarca’nın çağlamasıyla çocukların duygu dünyaları da seviye yönelir. Kardeşim şiirini anımsayalım: Birbirimize /Kardeşim derken/Neden/ Su içiyor gibiyiz? “Ben okurken/Sanki hepsi ya şeker ya bal/Tadına bakıyorum sözcüklerin” derken ozan okuma sevgisini olumlar. “Okul babaya benziyor/İçeri girmek anneye/Duvarlar babaya benziyor/Sıralar/Anneye” diye seslenen ozan, okula ilk başlayan çocuğun tedirginliğine ne sıcak bir söyleyişle çare olur. Şiirini Atatürk sevgisi taçlandırdığında ozan bir başka tozar. Kocabaş yığıldı çamura Dağlarca, İlkokul 2’deki kitabındaki şiirleriyle 8 yaş çocuğu için ürkütmeyen, dost bir Mustafa Kemal imgesi yaratmıştır. İçimizdeki Mustafa Kemal şiiriyle örnekleyeyim: Ne yukardan bakar/Ne kocaman /Ne abarmış/Ne büyük Sözcük oyunları ile Türkçemizin olanaklarını Dağlarca kadar çocuğun anlam evrenine uygun şiirleştirebilmiş ozan gerçekten çok azdır. 9 yaş için yazdığı Öğretmenle Oynamak şiiri bu sözcük oyununu örnekler: Anlatırken suları/Dereden sonra/ Çay gelir/Dedi öğretmen/Gülümsedim kendi kendime/Biz de evlerimizde uyanır uyanmaz/Dere gibi akarız demek/Uyandıktan sonra/Ya da biraz daha sonra/Çay gelir/İçeriz
Güneşi Doğduran kitabında bir çocuğun geri kalmış saatleri düzeltme çabası anlatır. Dolar Biriktiren Çocuk kitabı Türk lirasının değerini koruyamamasından duyduğu üzüntünün yansımasıdır. Cincik ve Cin ile Cincik kitapları, ozanın “gülmek, gülümsetmek, çocukların afacanlığına göz gezdirmek” için yazdığı şiirlerden oluşur. İşte bir örnek, Gözlerin Nedeni şiiri: Cin günaydın/Günaydın Cincik/Görüyoruz/Hep önümüzü/Oysa gerekiyor arada bir/Niye arkada gözümüz yok?/Gözümüz arkada kalmasın diye. Balina ile Mandalina, bitki dünyasını temsil eden mandalina ile hayvanlar dünyasını temsil eden balinanın alışılmamış dostluğunu anlatır. Bu dostluk çıkarcı insan eli değmezse sonsuza kadar sürecektir; duyumsatır. Bu kitaptan tadını damakta bırakan bir küçük şiir: Çocuklar uyur uyumaz/Çıkarır başını denizden balıklar/Güneşli geceye/Sever ağacın biri/Balığın birini Yaratıcılığının doruğu Yeryüzü Çocukları beşlemesidir. Başparmak, Gösterme Parmağı, Ortaparmak, Yüzük parmağı, Serçe parmak kitaplarıyla, ozan, ulusunun çocuklarından başlar; tüm ulusların çocuklarını kucaklar. “İki kamıştılar/Boyları yeşilde/Uzun yaprakları daha yeşilde/Sallanırlarken/Birbirlerini severlerdi ne güzel” diye anlatır ve Türkçenin o güzelim ifade olanaklarını hep sevginin öz suyu ile besleyip sunar bize. Dağlarca, artık yok. Dünya eşsiz bir ozanını yitirdi. Ona sevgimizi sunmanın tek yolu var, şiirlerini okumak. Siz bu yazıyı 27.İstanbul Kitap Fuarı’nın açılış günü okuyacaksınız. Çocuğunuzla Dağlarca şiirleri okumak, çocuklarda Dağlarca’yı yaşatmak, Dağlarca’yı çocuklarca sevmek demek. Ses bayrağımızı 94 yıldır dalgalandıran anıt ozanımızın Ayrılış şiirinin ilk ve son dörtlükleriyle veda edeyim bu ay. Ey Yeryüzü Çocuklarım işte bitti gezi Ey Yeryüzü Çocukları n’olur Ayfer Gürdal Ünal |